İlk Derece Mahkemeleri · 43. HUKUK DAİRESİ

Görevsizlik Nedeniyle Usulden Red Satım Sözleşmesine Dayalı Menfi Tespit Davası

Case No
2022/20
Decision No
2025/703
Decision Date
Reading time
12 min

This content is available in Turkish only.

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

 

DOSYA NO   : 2022/20 

KARAR NO  : 2025/703

 

T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A

B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I

 

BAŞKAN                   : Y… S… T….

ÜYE                           : E… T…

ÜYE                           : H… D…

KATİP                       : Z…. A…. Ö….

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ          : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk                                    

TARİHİ                     : 22/06/2021

NUMARASI              : 2020/60 Esas -  2021/493 Karar

DAVACI                    : M….K….

VEKİLLERİ             : Av. Mehmet Faruk ÖZEN

DAVALI                    : M… K…

VEKİLİ                     : Av. B…..G….

DAVA                        : Menfi Tespit (Alım Satım)

İSTİNAF KARAR T.:22/05/2025

KARAR YAZIM T. : 23/05/2025

            

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı müvekkili ile davalı arasında 27.04.2017 tarihli alım satım sözleşmesi akt edildiğini, sözleşme ile davalı M…K…davacı müvekkil M…K….a 30.04.2017 tarihine kadar 8 adet ARX LA 2821, 6 adet ARX SU6 2155A ve 2 adet Fly Bar teslim etmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin aktedildiği tarih olan 27.04.2017 de müvekkili M… K…tarafından davalı M…K…'a, ticari emtiayı teslim etme koşulu karşılığında 30,09.2017 vadeli ve 43,000,00 TL miktarlı senedi davalıya verdiğini, Davalı M…K…'ın 30.04.2017 tarihinde taahhüt ettiği ticari emtiayı teslim etmemesi üzerine, davacı müvekkili M…K…tarafından davalı M…K…'a verilen 30.09.2017 vadeli ve 43.000,00 TL miktarlı senedin doğal olarak karşılıksız kaldığını, davacı müvekkili M…K…a sözleşmeden doğan borcunu ifa etmeyen davalı M… K…., uhdesinde tuttuğu sözleşmeden dolayı kendisine tevdi edilen ve karşılıksız kalan senedi davacı müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 1. icra Müdürlüğü'nün 2017/26860 E. Sayılı dosyasından icraya koyduğunu, icraya konu edilen senedin kambiyo vasfında olmaması sebebiyle taraflarınca takibin iptali davasının derdest edildiğini, İstanbul Anadolu 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/762 E. 2013/110 K. Sayılı kararıyla davanın kabulüne ve takibin iptaline karar verildiğini, karara karşı davalı M….K….tarafından istinaf başvurusu yapıldığı İstanbul BAM 22. Hukuk Dairesi'nin 2018/1140 E. ve 2018/1701 K. Sayılı ilamı ile ret edildiğini ve 24.08.2018 de kesinleştiğini, buna karşın bu icra dosyasından davacı müvekkilinden haciz baskısı ile K.Çekmece 2, İcra Müdürlüğü'nün 2017/385 T. Sayılı dosyasında 19.12.2017 tarihinde tahsil edilen 10.000 TL nin harçlar düşüldükten sonra kalan 9,489,40 TL'nin iadesi için davalı vekili Av. B….G….'e 06.03.2018 tarihinde muhtıra çıkarıldığını, muhtıranın İptali İçin davalı tarafça İstanbul Anadolu 14. icra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/360 E. Sayılı dosyasından açılan davanın 2018/1056 E. 27.12,2018 t. ilam ile ret edildiğini, İstanbul BAM 21. HD. 2019/1122 E, 2019/2360 E. Sayılı ilamla istinaf başvurusunun da ret edildiğini, davalı tarafın İstanbul Anadolu 1. icra Müdürlüğü'nün 2017/26860 E. Sayılı takibin iptal edilmesinden sonra mükerrer şekilde İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7388 E, Sayılı dosyasından ilamsız icra takibini başlattığı, bu takibe itiraz üzerine ise İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/430 E. Sayılı dosyasından itirazın kaldırıldığı, itirazın kaldırılması üzerine haciz baskısı altında kalan müvekkilinin davalı vekilinin hesabına 24.4.2019 tarihinde 2.500 TL, 19.7.2019 tarihinde 2.500 TL, 23.8.2019 tarihinde 2.500 TL olmak üzere toplam 7.500 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise İstanbul BAM 23, HD. 2019/723 E. 2019/2557 K. Sayılı ilamla itirazın kaldırılması ilamını bozduğunu, sözleşme konusu edimlerin müvekkiline hiçbir zaman teslim edilmediğini, bu emtiaların bedeline mahsuben verilen adi evrakın İstanbul Anadolu 9. icra Müdürlüğünün 2018/7388 E. Sayılı dosyasından icraya konu edildiğini, akt edilen alım-satım sözleşmesinin içeriği ile sabit olduğu üzere, davacı müvekkilin iş sahibi, davalının ise Yüklenici sıfatının bulunduğunu, davalı M…K…'ın sözleşmeden kaynaklanan teslim borcunun belirlenen vade olan 30.04.2017 tarihine kadar ifa etmediğini, dolayısı İle davalıya borcunun bulunmadığını, davanın niteliği gereği ispat külfetinin davalıda olduğunu, sözleşmedeki açık düzenlemeye rağmen sözleşmeden kaynaklanan teslim borcunu yerine getirmediğini, haciz ve muhafaza baskısı ile ödenmiş 24.4.2019 tarihinde 2.500 TL, 19.7.2019 tarihinde 2.500 ~L, 23,8.2019 tarihinde 2.500 TL olmak üzere toplam 7.500 TL nin yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile istirdatını, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini ve borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

 

CEVAP          :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ürün sattığını, ürünlerin evsafına uygun çıkmadığını bu halde değiştirip onarımın yapılmadığını, müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkiline sattığı ürünlerin arızalı çıkması üzerine iş bu ürünlerdeki ayıplarda giderilmeyince müvekkiline zararın karşılanması için bono verildiğini, iş bu bononun bankaca protesto edilip vadesinde ödenmeyince icra takibine konu edildiğini, davacının ayıplı mallar satarak piyasayı dolandırdığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI  :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...toplanan deliller, tarafların iddia ve savunmaları ile hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davacı ile davalının 27/04/2017 tarihli alım-satım sözleşmesi imzaladığı,  davalı M… K…'ın davacı M… K…a 30.04.2017 tarihine kadar 8 adet ARX LA 2821, 6 adet ARX SU6 2155A ve 2 adet Fly Bar teslim etmeyi taahhüt ettiği, davacı tarafından davalı M…K…'a ticari emtiayı teslim etme koşulu karşılığında 30/09/2017 vadeli ve 43.000,00 TL bedelli senet verildiği, davanın dayanağı alım-satım sözleşmesi ve senet ile ilgili alacak için davalı tarafça İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesi 2018/7388 esas sayılı dosyasıyla takip yapıldığı, bu takibe itiraz edildiği, İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/430 E. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada bu itirazın kaldırıldığı, davalının haciz baskısı nedeniyle davacı tarafından davalı vekilinin hesabına 24/04/2019 tarihinde 2.500 TL, 19/07/2019 tarihinde 2.500 TL, 23/08/2019 tarihinde 2.500 TL olmak üzere toplam 7.500 TL ödeme yapmak zorunda kaldığı, bunun neticesinde davacının haciz tehdidi altında ödediğini iddia ettiği paranın istirdadını ve söz konusu icra dosyasına dayanak senet ve sözleşmeden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; dava konusu senedin bağlı bulunduğu sözleşmede '27/04/2017 tarihinde M….K…a 43.000,00 TL tutarında 30/09/2017 tarihli senet verdim. Bu senet karşılığında M… K… aşağıda dökümü bulunan malzemeleri M… K….'a  30/04/2017 tarihine kadar teslim edecektir.' şeklinde açık ibare mevcut olup takibe dayanak belgenin kaynağı hukuki ilişkinin davacı/borçlu tarafından ispatlandığı, ancak davalının söz konusu emtiaları teslim ettiğini ispatlayamadığı ve ayrıca davalı/alacaklı tarafından taraflar arasındaki hukuki ilişkiye yönelik olarak 'senedin ayıplı teslim edilen emtiaya karşılık ayıp giderilmediği için verildiği' şeklinde farklı bir sebep gösterildiği ancak bunun da davalı tarafça ispat olunamadığı,  takip ve dava konusu bono metni üzerinde 'nakden' kaydı yazılmış ise de bu hususun aksi davacı tarafça sunulan sözleşme ile senedin tahsis amacının talil edilerek ispatlanmış olduğu, kötü niyet tazminatı bakımından şartların oluştuğu, bu bakımdan davacının davasını ispat ettiği kanaatiyle davanın kabulüne," karar verilmiştir.

 

Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

 

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ   :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada her iki tarafın da tacir olduğunu ve uyuşmazlık konusu işlemde ticari iş niteliğinde olduğundan davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, davacı tarafından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, dosyaya sunulan tüm delillerin dikkate alınmadığını, itiraz ve delillerine gerekçeli kararda yer verilmediğini, davacının kötü niyetli hareket ettiğini ve iddia edildiği gibi haciz baskısı altında ödeme yaptığı hususunun gerçek dışı olduğunu, davacıdan satın alınan ürünlerin tamamının bedeli, keşidecisinin davalı olduğu alacaklısının da davacının eşi olan S…K…un cirolayarak piyasaya sunduğu sıralı senetlerle ödendiğini, davalıya gerçekte ürün satanın davacı olduğunu, davalının, davacıya herhangi bir ürün teslim etme borcu bulunmadığını, davacının davalıya borçlu olduğunu, kötü niyet tazminat talebinin kabulünün yerinde  olmadığını, bildirilen bono iptali ve takibin iptaline ilişkin  mahkeme kararları İİK. uyarınca takip hukukuna dayalı usule yönelik kararlar olduğunu, davacının borcu olmadığına delil teşkil etmediğini, davacının borcunu haksız yere inkar ettiğini, hukuk düzeninin suiniyeti koruyamayacağını, davalının yıllarca süren yargılamada alacağına kavuşamadığını, zararının karşılanması halinde davacıya ürünleri teslim etmeye de hazır olduğunu, davacının, tacir olduğunu, halen üretim ve satım yaptığını gösteren belge ve ekran görüntülerinin, davacının hukuki ilişkinin ticari emtianın teslimine ilişkin olduğunu kabul etmesinin, ayrıca bilirkişi raporunda da tarafların tacir olduğunun, işin ticari iş olduğunun ayrıca tespit edilmesinin öncelikle bu davanın görevsiz mahkemede görüldüğünün ispatı olduğunu, dosyaya bildirilen mahkeme kararlarının, alacağın varlığına ilişkin bir inceleme olmaksızın usule yönelik verilmiş kararlar olduğunu ve davacının borçlu olmadığının delili olamayacağını, davanın görevsizlik ve arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının, borcunun olmadığına yönelik iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir.

            

GEREKÇE :  Dava; satım sözleşmesine dayalı düzenlenen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. 

 

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 

 

6100 sayılı HMK 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu düzenlemeye göre mal varlığı hakları ile şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup özel görevli mahkemelerin görevleri özel düzenlemeler ile belirlenmektedir. 

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5. maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.

 

Ticari davaları mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. 

 

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline getirmez. 

 

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

 

Somut olaya gelindiğinde; taraflar arasındaki satım sözleşmesi gereği davalı tarafa verilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edildiği, uyuşmazlığın TTK 776 vd. Düzenlenen bonoya dair  olduğu, yine TTK 5. Maddesi gereği göreve ilişkin aksi bir düzenleme de olmadığı anlaşılmakla mutlak ticari dava  niteliğindeki eldeki davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerekirken Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması isabetli olmamıştır. 

 

6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun HMK'nın 114/1-c bendinde mahkemenin görevli olması ve HMK'nın 115/2. Maddesinde de, mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 115/1. Maddesine göre ise, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 

 

Buna göre HMK'nın 355. Maddesi uyarınca yalnızca kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak bu aşamada davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin yapılan istinaf incelemesi sonunda, istinaf başvurusunun kabulü ile görevsiz mahkemece verilen kararının kaldırılmasına ve dairemizce görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

 

HÜKÜM        :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının, HMK.'nun 353(1)a-3 uyarınca usulden KALDIRILMASINA,

1- Kararı veren mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 

2- HMK'nın 20. Maddesi uyarınca, taraflardan birinin, görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf incelemesine konu kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile İHTARINA,

3-HMK.'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve istinaf aşaması dahil yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama harç ve giderlerinin davanın açıldığı mahkemece karara bağlanmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince taraflara resen tebliğine, 

5-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde  kendisine iadesine,

 

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361(1)g. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025

← All decisions