Questo contenuto è disponibile solo in turco.
Anayasa Mahkemesi, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde işveren lehine hukuk seçimini esas alan MÖHUK m. 27/1’i, işçiyi yeterince korumadığı ve sosyal devlet ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti. Karar, işçinin korunması merkezli yeni bir düzenleme yapılmasını zorunlu kılıyor.
Anayasa Mahkemesi Kararı: MÖHUK m. 27/1'in İptali Ne Anlama Geliyor?
Anayasa Mahkemesi’nin 5 Kasım 2024 tarihli ve 2024/187 sayılı kararıyla, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 27. maddesinin birinci fıkrası Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal edilen hükümde, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuk düzenlenmiştir.
Anılan düzenlemeye göre, taraflar sözleşmeye hangi ülke hukukunun uygulanacağını kararlaştırmamışsa, işçinin işini mutad olarak yaptığı yer hukuku esas alınacaktı. Anayasa Mahkemesi, bu kuralın işçiyi koruyucu nitelikten uzak olduğunu, sosyal devlet ilkesine ve çalışanların korunmasına ilişkin anayasal güvencelere aykırılık teşkil ettiğini belirterek iptal kararı vermiştir.
İptal Edilen Düzenleme Ne Öngörüyordu?
İptale konu edilen MÖHUK m. 27/1 şu şekildeydi: “ İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir. ”
Taraflar hukuk seçimi yapmadığı takdirde, işçinin işini mutad olarak yaptığı yer hukuku esas alınacak; ancak işçinin geçici olarak çalıştığı ülkeler bu kapsamda değerlendirilmeyecekti. Yine aynı maddenin devamında, işçinin birden fazla ülkede çalışması halinde işverenin esas işyerinin bulunduğu yer hukuku uygulanacak, fakat sözleşmenin daha sıkı ilişkili olduğu başka bir hukuk varsa bu hukukun uygulanması öngörülecekti.
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçesi: Sosyal Devlet İlkesi, Eşitlik ve Koruma Yükümlülüğü
Anayasa Mahkemesi, iptal kararında şu temel gerekçelere yer vermiştir:
- İşverenin Seçtiği Hukukun Hak Kısıtlayıcı Niteliği: Yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde işverenin seçtiği hukukun uygulanması sonucu işçilerin Türkiye’deki işçilere kıyasla daha düşük haklara sahip olması eşitlik ilkesine aykırı görülmüştür.
- Mutad İşyeri Hukukunun Koruma Standardı: Mutad işyeri hukukunun yeterli korumayı sağlamaması durumunda işçinin temel haklarının (örneğin, ücretli izin, hafta tatili) güvence altına alınamaması, devletin çalışanları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmamıştır.
- Daha Sıkı İlişkili Hukukun Göz Ardı Edilmesi: Sözleşmenin daha sıkı ilişkili olduğu ve işçiye daha yüksek koruma sağlayan bir hukuk mevcut olsa bile bu hukukun uygulanmasının engellenmesi sosyal devlet anlayışıyla çelişmiştir.
- Bilgilendirme Yükümlülüğünün Eksikliği: İşverenin, uygulanacak hukuk konusunda işçiyi bilgilendirme yükümlülüğü bulunmadığı için “Silahların Eşitliği” ilkesi ve “Adil Yargılanma Hakkı” da ihlal edilmiştir.
- Belirlilik İlkesi ve Hukuki Güvensizlik: Yabancı hukukun içtihat farklılıkları, sürekli değişen düzenlemeleri ve öngörülemezliği, iş mahkemelerinde çelişkili kararlar verilmesine neden olabilir. Bu durum hukuki belirlilik ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin Anayasa’nın 49. maddesinde güvence altına alınan Sosyal Devlet İlkesi, çalışanların korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükler ve Eşitlik İlkesi ile bağdaşmadığına hükmetmiştir.
Kararın Yürürlüğe Giriş Tarihi Ne Zaman?
Karar, 10 Mart 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış; ancak doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararını zedelememesi amacıyla yayımdan itibaren 6 ay sonra, yani 10 Eylül 2025 tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Bu yöntem, Anayasa Mahkemesi’nin, kamu yararını korumak ve yasama organına düzenleme yapma süresi tanımak amacıyla sıkça başvurduğu bir uygulamadır. Kararın yürürlüğü ertelenmiş olsa da, bu normun hukuki meşruiyetini yitirdiği ve artık uygulanmasının Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu unutulmamalıdır.
Yasama ve İdari Makamların Sorumluluğu: Yeni Düzenleme İhtiyacı
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, iptal kararı verilmiş bir düzenlemenin ortaya çıkardığı hukuki boşluğun giderilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yükümlülüğüdür. Bu kapsamda, iş sözleşmelerinde hukuk seçimiyle ilgili yapılacak yeni düzenlemede:
- İşçinin, işveren karşısındaki zayıf konumu dikkate alınmalı,
- Hukuk seçimi halinde işçinin asgari haklarının bertaraf edilmesinin önüne geçilmeli,
- Daha sıkı ilişkili ve koruyucu nitelikteki hukukun üstünlüğü sağlanmalı,
- İşverenin uygulanacak hukuk hakkında açık bilgilendirme yükümlülüğü getirilmelidir.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de göz önüne alındığında, işçilerin hukuk güvenliğinin sağlanması devletin hem anayasal hem de uluslararası pozitif yükümlülüğüdür.
Güncel Hukuki Durum ve Gereken Adımlar
Kararın yürürlüğe giriş tarihi olan 10 Eylül 2025’e kadar, MÖHUK m. 27/1 yürürlükte kalmaya devam edecek olsa da, bu tarihten itibaren yeni düzenleme yapılmadığı sürece yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerine uygulanacak hukuk konusunda belirsizlik doğacaktır.
Bu nedenle:
- TBMM, iş hukuku alanındaki temel güvenceleri esas alan, işçiyi merkeze alan ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerini karşılayan yeni bir düzenlemeyi ivedilikle yürürlüğe koymalıdır.
- Yargı makamları ise bu süreçte, işçiyi koruyan ve sosyal devleti esas alan yorumlarla geçici çözümler üretmelidir.
Sonuç ve Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı, yabancılık unsuru taşıyan iş ilişkilerinde hukuk seçiminin işverenin sınırsız takdirine bırakılması, işçinin temel hak ve özgürlüklerinin zedelenmesine yol açabileceği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan sosyal hukuk devleti ilkesine de açıkça aykırıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin kararında da vurgulandığı üzere, bir sözleşmede yer alan hukuk seçimi hükmü, işçinin korunmasını sağlamadığı sürece başlı başına yeterli değildir. Bu durum, işveren karşısında ekonomik ve hukuki açıdan zayıf durumda bulunan işçinin daha fazla korunmasını gerektirmektedir.
Corpus Hukuk Ofisi olarak bizler, söz konusu iptal kararını yalnızca 5718 sayılı MÖHUK’un 27. maddesinin 1. fıkrasının kaldırılması olarak değil, iş hukuku alanında yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda hak ve menfaat dengesinin yeniden kurulması için bir fırsat olarak değerlendirmekteyiz.
Yeni yapılacak yasal düzenlemenin;
- Sadece boşluğu doldurmakla sınırlı kalmaması,
- İşçinin korunmasını merkeze alan bir yaklaşımı benimsemesi,
- Uluslararası sözleşmeler ve Avrupa Birliği düzenlemeleriyle uyumlu olması,
- Yargı içtihatlarının yön göstericiliğinde şekillenmesi
gerektiğini düşünmekteyiz.
Özellikle çok uluslu şirketlerin istihdam ettiği işçiler bakımından, hukuk seçiminin etkileri, bireysel haklara doğrudan tesir etmektedir. Bu nedenle, işverenin menfaati ile işçinin korunması arasında hakkaniyete uygun, dengeli ve öngörülebilir bir sistem kurulması elzemdir.
Sonuç Olarak;
Yeni düzenleme, yalnızca MÖHUK’ta kaldırılan bir maddenin yerini doldurmaktan ibaret olmamalıdır. Aksine, işçilerin adil, eşit ve güvenli çalışma koşullarına kavuşmasını teminat altına alan sistemsel bir dönüşümün parçası olarak değerlendirilmelidir.
Kaynakça
- Anayasa Mahkemesi Kararı (E.2023/158, K.2024/187) – Resmî Gazete, 10 Mart 2025
- 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)
- Anayasa Madde 2, 5, 10, 36, 49, 55
- Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu (6216 sayılı)
- Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Temel Sözleşmeleri
- Sosyal Devlet ve Çalışma Hukuku Üzerine Görüşler – Prof. Dr. K. Gözler, Prof. Dr. S. Süzek
Hazırlayan: Stj. Av. Berfu Sude ŞENGÜL

