Deze inhoud is alleen in het Turks beschikbaar.
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
59.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2461
KARAR NO : 2025/1425
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : M………..T…….
ÜYE : İ…………. P……..
ÜYE : M………… E……….
KATİP : Ö….. U…
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/06/2023
NUMARASI : 2022/188 E. 2023/491 K.
DAVACI : M….. D…
VEKİLLERİ : Av. F…Y…..
DAVALI : T….. Ç….
VEKİLİ : Av. Mehmet Faruk ÖZEN
D. KONUSU : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
K. YAZILDIĞI T. : 15/04/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tapusu M…D…. adına kayıtlı olan “Hürriyet Mah. Mine Sk. N.9 Giriş Kat Bağcılar/İstanbul adresindeki mecuru M.. D…..’in 01/01/2016 tarihinde kiraya verdiğini, davalının kiracısı olduğu mecurun 2019 aylık kira bedelinin 3950 TL, 2020 yılı aylık lira bedeli 4621 TL, 2021 yılı aylık kira bedelinin ise 5361 TL olduğunu belirterek davalı kiracının kira bedellerini eksik ödediğini, 2019 yılından 41.400 TL, 2020 yılından 49.692 TL, 2021 yılından ise 58.332 TL olmak üzere toplam 149.424 TL eksik ödeme yapıldığını, davalı kiracının temerrüde düştüğünü, akabinde eksik ödenen kira alacaklarının tahsili ve kiralanın tahliyesi amacıyla Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2022/3021 E. sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, ve davalı borçluya örnek 13 ödeme emrinin tebliğ edildiği ve davalı borçlunun borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, ancak davalı borçlunun kira sözleşmesi ve sözleşmeye üzerindeki imzaya ilişkin itirazının bulunmadığı, İİK m.269/c gereği “borçlunun akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenmeyeceğini bildirerek itiraz etmişse usulüne uygun belge, makbuz veya vesika ile ispat etmeğe mecbur olduğunu”, ancak borçlunun icra konusu kira bedelini ödediğini İİK M.269/c maddesinde sayılan herhangi bir belge ile ispat edemediğini beyan etmiş olup, davanın kabulü ile itirazın iptaline, kiralanan yerin temerrüt sebebiyle tahliyesine karar verilmesini, alacağın %20 ‘sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında davaya konu taşınmaz için 01/01/2016 tarihli kira kontratının mevcut olduğunu, taşınmazın giriş katının aylık 2600 TL’ye davalıya kiralandığını, davalının tüm edimleri ifa etmesine rağmen davacı tarafından 09.03.2022 tarihinde Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü’nün 2022/3021 E. sayılı dosyası ile tahliye ve kira bedelinin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borcu olmaması sebebiyle borca ve tüm fer’ilerine itiraz edildiğini, davalı tarafından her ay kira bedelinin bir kısmı elden bir kısmı da banka aracılığıyla olmak üzere düzenli yatırıldığını, davacı M…D…’in talimatı ve isteği doğrultusunda elden yatırılan kısmın K…Emlak sahibi olan A.. K…’ya banka üzerinden yapılan kısmın ise A…K…’nın yanında çalışan A… F…’a yapıldığını, davacı tarafın bu durumu resmileştirmek adına Bakırköy 36. Noterliği’nin 18.03.2019 tarihli 05461 y.nolu vekaletnamesi ile “kira bedellerini almaya…” şeklinde vekalet verilerek A…K…’nın vekil olarak tayin edildiğini, davalının işbu ödemeler karşılığı A… K…’dan para makbuzu aldığını, ancak kira sözleşmesinin 2016 yılında olması sebebiyle ve güven ilişkisine binaen davalının tüm para makbuzlarını muhafaza edemediği ve çoğunun kaybolduğunu ancak ikame edilen davanın 2019-2020-2021 yıllarına ilişkin olduğundan önceki yıllara ilişkin makbuzların işbu davanın konusu olmadığını, 11.09.2020 tarihinden 11.07.2021 tarihine kadar davalı uhdesinde bulunan para makbuzların sunulduğunu, banka kanalıyla yapılan kira ödemelerinin banka bilgilerinin sunulduğunu, bankaya yapılan ödemelerin dekotlarının celbini talep ettiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği 2019 aylık kira bedeli 3950 TL, 2020 yılı aylık lira bedeli 4621 TL, 2021 yılı aylık kira bedeli olan 5361 TL kira ödemelerinin para makbuzları ve bankalardan gelen cevap yazısı ile ispat olunacağı üzere fazlasıyla ödendiğini, davacının akdedilen kira sözleşmesinin 23. Maddesi ile kira süresinin 3 (Üç) yılı (OtuzAltıAy) olup, kira sözleşmesinin başlamasından itibaren aylık net kira bedelinin 1 yıl için olduğunu, ikinci ve üçüncü net kira bedelinin ise Kasım Ayı başında TÜİK tarafından açıklanan yıllık üretici ve tüketici enflasyon oranlarının ortalaması üzerine bir önceki yılın aylık net kira bedelinin %3’ ü ilave edilerek tespit edileceğini, ancak davacının her yıl mecura gelerek işbu maddeyi yok sayıp keyfiyeti oranında zam yaptığını, 5.000 TL olan kira bedelinin 15.000 TL ‘ye çıkarılarak artık bu bedel üzerinden ödemelerin yapılması gerektiğini bildirdiğini beyan ederek, takibin iptalini ve tahliye davasının reddini, davanın esastan reddini ve davacı aleyhine dava değerinin %20‘sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: "Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu, itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.Uyuşmazlık İİK. m. 269 ve devamı maddelerinden kaynaklanan, itirazın kaldırılması ile mecurun tahliyesi istemine ilişkin olup genel dava şartları somut olayda gerçekleşmiştir. Somut olayda, davacı alacaklının davalı takip borçlusu aleyhine 2019 yılından 41.400,00-TL, 2020 yılından 49.692,00-TL, 2021 yılından 58.332,00-TL kira alacağının faizi ile birlikte tahsili istemli olarak takip başlatmış olduğu görülmektedir. Davalı borçlu takipte kira ilişkisine, alacaklının kiralayan ve borçlunun kiracılık sıfatına itiraz etmemiştir. Borçlu icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde borcunun bulunmadığını beyan etmiş, borca ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. İİK.'nun 269/c maddesine göre; "Borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemiyeceğini bildirerek itiraz etmiş veya takas istemişse, itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeğe mecburdur".
Somut olayda davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde davacı tarafından dava dışı A… K…'ya verilen Bakırköy 36. Noterliği'nin 18/03/2019 tarih ve 5461 yevmiye numaralı vekaletnamenin sunulduğu, sunulan vekaletnamede dava dışı A…K….'nın davacı tarafından adına taşınmaz kiraya verme ve kira bedellerini alma konularında yetkilendirilmiş olduğu görülmüştür. Davacı tarafından kira bedellerini alma konusunda yetki verilen dava dışı A…K… imzalı ibranamenin davalı tarafça dava dosyasına 17/03/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulduğu, sunulan ibraname içeriğinde açık bir şekilde davalı kiracının kira sözleşmesine göre ödemesi gereken 2019-2020-2021 yıllarına ait kira borçlarının eksiksiz ve tam olarak tahsil edilerek, vekil kılan davacıya ödenmiş olduğu ve davalı kiracının 2019-2020-2021 yılına ait kira borcunun olmayıp ibra edildiği ifadelerine yer verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında vurgulandığı üzere ödeme iddiası ve ibraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek nitelikte itirazlardan olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu bakımdan davacı yanın süresinden sonra sunulduğu iddia olunan bu delilin hükme esas alınmaması talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış ve 28/03/2023 tarihli duruşmada davacı yanın bu yöndeki talebinin reddine ve davacı talebi doğrultusunda davalı tarafça sunulan ibranamede adına izafeten imza bulunan A…K…'nın tanık olarak dinlenilmesine karar verilmiştir. A… K… tanık olarak dinlendiği 20/06/2023 tarihli duruşmada 21/02/2023 tarihli evrak altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ifade etmiştir. Kira bedellerini alma noktasında davacı tarafça kendisine yetki verilmiş vekilin açık bir şekilde takip konusu 2019-2020-2021 yıllarına ilişkin kira borçlarının eksiksiz ve tam olarak tarafınca tahsil edilmiş olduğunun imzalı belge ile ortaya konulmuş olması karşısında davalının itirazını yukarıda alıntılanan kanuni düzenlemede aranan nitelikte bir delil ile ortaya koymuş olduğu anlaşıldığından, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın kaldırılması şartlarının ve dolayısıyla tahliye şartlarının gerçekleşmemiş olduğuna kanaat getirilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; "Davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 20/06/2023 tarihli 6 nolu celsede imza sahibi vekil tanık Aziz Karaca'nın dinlenildiğini, tanık beyanından görüleceği üzere davalı tarafından tanığa hiç okumadığı, anlamını bilmediği bir evrak imzalatıldığını, davalının hukuka aykırı yollarla delil yaratıldığını, tanık beyanında kira dönemi bittikten sonra evrakı imzaladığını söylediğini, sunulan evrakın dava tarihinden öncesini bağlar nitelikte düzenlenerek mahkemeyi yanıltmak amacında olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının itirazının kaldırılmasına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dava konusu mecurun temerrüd nedeniyle tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;
Dava, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkindir.Uyuşmazlık, kira borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ile kiralananın İİK'nın 269. maddesi ile TBK nın 315. maddesi uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyesi istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin 269. maddesi gereğince; "takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanunu'nun 260 ve 288 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 315 ve 362) inci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder.Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62'nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır..."İ.İ.K.’nun 269/c maddesine göre; Borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş ise itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecburdur.
Dar yetkili icra mahkemesi nezdinde tanık dinlenilmesi mümkün değil ise de, somut olayda davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde davacı tarafından dava dışı A…K….'ya verilen Bakırköy 36. Noterliği'nin 18/03/2019 tarih ve 5461 yevmiye numaralı vekaletnamenin sunulduğu, davacı tarafından adına taşınmaz kiraya verme ve kira bedellerini alma konularında yetkilendirilmiş olduğu, kira bedellerinin tahsili hususunda yetki verilen dava dışı A…K… imzalı ibranamenin davalı tarafça dava dosyasına sunulduğu, 2019-2020-2021 yıllarına ait kira borçlarının eksiksiz ve tam olarak tahsil edilerek, vekil kılan davacıya ödenmiş olduğu ve davalı kiracının 2019-2020-2021 yılına ait kira borcunun olmayıp ibra edildiğinin belirtildiği, bu durumda temerrüt koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; dairemizce duruşma yapılmasına gerek olmadığı, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasal gerektirici nedenlere göre karar verilmiş olması sebebiyle, incelenen mahkeme kararının HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, istinaf sebepleri yerinde olmadığından başvurunun esastan reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bakırköy 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 20/06/2023 tarih ve 2022/188 Esas, 2023/491 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonucunda 6763 sayılı Yasanın 4.maddesi ile değişik İİK.nun 364/1. ve HMK'nun 362 - (1) a) maddesi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi 19/03/2025

