idare-ve-vergi-hukuku

Anayasa Mahkemesi Kararı: 134. ve 135. Maddelerin İptali Ne Anlama Geliyor?

Avukatlık Kanunu’nun 134. ve 135. maddeleri Anayasa Mahkemesi tarafından, belirsizlik ve hukuka aykırılık gerekçesiyle iptal edildi. Disiplin cezalarının hangi fiillere karşılık geldiği açıkça belirtilmediği için hukuk devleti ilkesi zedelendi. Karar 22 Şubat 2026’da yürürlüğe girecek. TBMM ve TBB, yeni düzenleme için çalışıyor; disiplin sistemi yeniden yapılandırılmalıdır.

Anayasa Mahkemesi Kararı: 134. ve 135. Maddelerin İptali Ne Anlama Geliyor?

6 Mart 2025 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 134. ve 135. maddeleri iptal edilmiştir. Söz konusu maddeler, avukatların disiplin cezalarının hangi eylemler karşılığında verileceğini ve bu cezaların türlerini düzenlemektedir. Ancak her iki madde de yeterli açıklıkta tanımlanmadığı, disiplin suçları ve cezaları arasında doğrudan ve nesnel bir bağlantı kurulmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir.

İptal gereçeklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için her iki maddenin öncelikle ele alınması önem arz etmektedir. 134. Madde de; ‘’ Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.’’ şeklinde düzenleme yer almaktadır. İlgili maddede soyut kavramlara yer verilmiş olup tam olarak hangi davranış veya davranışların bu kapsama girdiği konusunda net bir çerçeve çizilmemiştir.

135. madde ise uygulanabilecek disiplin cezalarını sıralamaktadır. İlgili madde de söz konusu disiplin cezaları ; “uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma” şeklinde belirtilmiştir. Ancak hangi davranışın hangi cezayı gerektirdiği açıkça belirtilmemiştir. Bu durumun, hukuk devleti ilkesi başta olmak üzere hukuki belirlilik, ölçülülük ve kanunilik gibi temel anayasal ilkeleri zedelediğine karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Gerekçesi: Belirsizlik, Keyfilik ve Hukuka Aykırılık

Anayasa Mahkemesi’nin kararında en belirgin gerekçe, maddelerdeki soyutluk ve bu soyutluğun doğurduğu belirsizliktir. Avukatların hangi davranışlarının hangi disiplin yaptırımına karşılık geldiği kanunda açıkça belirtilmediğinden, yargılamanın yapıtaşı olan savunma makamını temsil eden avukatların hukuki güvenlik içindeki hareket alanlarını öngörmesi mümkün olmamaktadır. Bu durum “hukuki belirlilik” ilkesine aykırı olarak kabul edilmiştir.

Disiplin kurullarına geniş takdir yetkisi tanıyan bu yapılar, aynı eylem için farklı sonuçlar doğurabilecek keyfî uygulamalara zemin hazırlamaktadır. Bu da, hem “kanunilik” hem de “ölçülülük” ilkeleri açısından anayasaya aykırılık teşkil etmektedir. Kararda ayrıca, ceza hukukunun temel prensibi olan ve Anayasa’nın 38. Maddesi ile güvence altına alınan “suç ve cezada kanunilik” ilkesine de dikkat çekilmiştir. Anayasa Mahkemesi daha önce eczacılar, mühendisler, veterinerler ve noterler için getirilen disiplin düzenlemelerinde de benzer gerekçelerle iptal kararları vermişti. Bu karar da, yüksek mahkemenin içtihadında süreklilik arz eden bir çizgiyi sürdürdüğünü göstermektedir.

Kararın Yürürlüğe Giriş Tarihi Ne Zaman?

Karar, 22 Mayıs 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı, ancak kararın yayım tarihinden 9 ay sonra 22 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe girmesine hükmedildi. Bu uygulama, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının doğuracağı hukuki boşluğun kamu yararı açısından sorun teşkil etmemesi ve yasama organına yeni bir düzenleme getirebilmesi için süre tanımak amacıyla sıklıkla başvurduğu bir yöntemdir.

Avukatlık disiplini gibi kamu düzenini ilgilendiren ve sürekli işleyen bir sistemin bir anda hukuki dayanağını kaybetmesi, ciddi uygulama sorunlarına yol açabilir. Bu süreçte mevcut hükümler yürürlükte kalarak uygulamada hukuki bir boşluk oluşması engellenmek istenmektedir.

Ancak iptal kararının yürürlüğe giriş tarihi ertelenmiş olsa da, bu durum ilgili normların Anayasal geçerliliğini sürdürdüğü anlamına gelmemektedir. Anayasa’nın 153. maddesi açıkça belirtmektedir:

“İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.”

Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi bir normu iptal etmişse, o norm artık hukuki meşruiyetini yitirmiştir. Erteleme, yalnızca yasama organına süre tanımak içindir; uygulayıcı açısından hukuka aykırılığı kesinleşmiş bir düzenlemenin bilinçli şekilde uygulanmaya devam edilmesi, hukuk devleti ilkesinin ihlalidir. Bu noktada takdir yetkisi değil, Anayasa’ya bağlılık yükümlülüğü söz konusudur.

TBMM ve Adalet Bakanlığı’nın Çalışmaları

 

İptal kararının ardından, henüz yasalaşmış bir teklif bulunmamakla birlikte, Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) arasında konuya ilişkin temaslar ve görüşmelerin devam ettiği bilinmektedir. Bu görüşmelerin temel amacı, Anayasa Mahkemesi’nin işaret ettiği anayasal ilkeler doğrultusunda disiplin süreçlerinin yeniden düzenlenmesidir. TBB, disiplin hükümlerinin iptali sonrası doğan boşluğun giderilmesine ilişkin olarak, TBMM’ye çeşitli önerilerde bulunmuştur, bunlar; eni düzenleme, AYM kararına uygun, ancak baroların özerkliği ve disiplin yetkisini zayıflatmayacak şekilde olması ve disiplin cezalarının keyfi biçimde verilmesini engelleyecek etkili denetim ve itiraz mekanizmaları oluşturulmasıdır.

 

Türkiye Barolar Birliği, 13 Haziran 2025 tarihinde yaptığı açıklamayla, yeni yasa teklifine katkı sunmak amacıyla görüş alma sürecini başlatmış ve barolardan bu konuda öneriler toplamaya başlamıştır. Bu sürecin, yargının bağımsızlığına katkı sunacak şekilde planlanması temenni edilmektedir.

Güncel Hukuki Durum ve Gereken Adımlar

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı geriye etkili olmadığından, daha önce kesinleşmiş disiplin kararları geçerliliğini sürdürmeye devam edecek; buna karşılık, halen devam eden yargılamalarda Mahkeme’nin iptal gerekçeleri hukuki argüman olarak ileri sürülebilecektir. Bu nedenle, iptal edilen hükümlerin meşruiyeti ortadan kalktığından, hukuk devleti ilkesi ile avukatlık mesleğinin saygınlığını korumak adına, erteleme süresi içinde Anayasa Mahkemesi’nin ortaya koyduğu anayasal esaslar ve hukuki güvenceler doğrultusunda hareket edilmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı, yalnızca mevcut düzenlemenin değil, hukuk devleti anlayışının da güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Yeni düzenlemede, disiplin suçlarının kapsamı net biçimde tanımlanmalı, hangi fiilin hangi cezayı gerektirdiği açıkça ortaya konmalıdır. Aksi halde hem avukatların mesleki faaliyetlerinde hem de kişilerin hak arama özgürlüğünde ciddi güvensizlik ortamı doğacaktır.

İlgili tarihten itibaren Avukatlık Kanunu’nun 134. ve 135. maddelerinin yürürlükten kalkmasıyla birlikte, yeni disiplin soruşturmalarının hukuki temeli ortadan kalkmış olacaktır. Mevzuatta gerekli düzenleme yapılmadığı sürece, disiplin yargılamalarının sürdürülebilirliği hukuken mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Barolar Birliği ve barolar, disiplin hükümlerine ilişkin yasal düzenlemeleri öncelikli gündemlerine almalı ve gerekli çalışmalara vakit kaybetmeksizin başlamalıdır.

Kaynakça

  1. Anayasa Mahkemesi Kararı (E.2023/160, K.2025/54) – Resmî Gazete, 22 Mayıs 2025
  2. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu – T.C. Mevzuat Bilgi Sistemi
  3. Anayasa Mahkemesi Karar İnceleme Notları – AYM Arşivi
  4. Türkiye Barolar Birliği Duyurusu (13.06.2025, 2025/42)
  5. AYM Karar İncelemeleri (Disiplin Hukuku ve Meslek Örgütleri Üzerine) – Prof. Dr. Kemal Gözler
  6. Anayasa Madde 2, 38 – Hukuk Devleti ve Kanunilik İlkesi Açıklamaları
← Tüm yazılar