Uluslararası ticari sözleşmelerde, uyuşmazlık çıkması halinde hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olacağı büyük önem taşır. Türk hukukunda bu konular MÖHUK m.24 ve m.47 ile düzenlenmiştir. Tarafların sözleşmede uygulanacak hukuk ve yetkili mahkemeyi açık ve belirli şekilde belirtmesi, olası hukuki belirsizlikleri ve uzun süren dava süreçlerini önlemek açısından kritik öneme sahiptir.
ULUSLARARASI TİCARETTE YETKİ: SÖZLEŞMELERİN GÖRÜNMEYEN GÜCÜ
Günümüzde ticaret, dijitalleşmenin etkisiyle sınırları aşıyor; birkaç e-posta ve dijital imza ile milyonlarca dolarlık anlaşmalar yapılabiliyor. Ancak bu hızın gölgesinde çoğu zaman gözden kaçan bir mesele var: Bir uyuşmazlık çıktığında hangi ülkenin mahkemesi yetkili olacak ve hangi hukuk uygulanacak? Örneğin İstanbul merkezli bir şirket ile Madrid’deki bir şirket arasında doğan bir anlaşmazlıkta, hangi mahkemenin karar vereceği ve hangi ülke hukukunun uygulanacağı ticari ilişkilerin istikrarı açısından kritik öneme sahiptir.
Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkeme Seçimi
Türk hukukunda, uluslararası sözleşmelerde uygulanacak hukuk seçimi MÖHUK m. 24, yetkili mahkeme seçimi ise MÖHUK m. 47 kapsamında düzenlenmiştir. Taraflar, sözleşmelerine “Bu sözleşme Türk Hukuku’na tabidir” veya “İspanya Hukuku uygulanacaktır” gibi bir hüküm ekleyerek hukuki belirsizlikleri önceden ortadan kaldırabilirler. Bu tür hükümler, uluslararası ticarette öngörülebilirlik, güven ve risk yönetimi açısından büyük önem taşır. MÖHUK m. 47’ye göre, yabancılık unsuru taşıyan bir borç ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta taraflar, yer itibariyle münhasır yetki söz konusu olmadığı sürece yabancı bir mahkemeyi yetkili kılabilirler. Ancak iş, tüketici ve sigorta sözleşmeleri gibi zayıf tarafı korumaya yönelik ilişkilerde Türk mahkemelerinin yetkisi taraf iradeleriyle bertaraf edilemez.
Derogasyon Etkisi: Türk Mahkemelerinin Yetkisinin Kalkması
Uzun yıllar boyunca Yargıtay, yabancı mahkemelerin yetkilendirilmesinin Türk mahkemelerinin yetkisini kaldırmayacağı görüşündeydi. Ancak doktrin bu görüşe karşı çıktı ve zaman içinde Yargıtay da tutumunu değiştirdi. Günümüzde geçerli bir yetki sözleşmesinin varlığı hâlinde, Türk mahkemesi artık davaya bakamaz. MÖHUK m. 47 açıkça belirtir:
“Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.”
Yani geçerli bir yetki sözleşmesi, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini derogasyon etkisiyle ortadan kaldırır.
Lex Fori ve Lex Causae: Hangi Hukuk Uygulanacak?
Uluslararası özel hukukta iki temel ilke vardır:
- Lex fori: Mahkeme kendi ülke hukukunu uygular.
- Lex causae: Tarafların sözleşmede seçtiği hukuktur.
Taraflar bir hukuk seçimi yapmışlarsa mahkeme lex causae’yi uygular; aksi halde lex fori devreye girer. Bu nedenle profesyonel hazırlanmış uluslararası sözleşmelerde hem uygulanacak hukuk hem de yetkili mahkeme açıkça belirtilmelidir.
Yetki Maddesi: Küçük Bir Detay, Büyük Bir Etki
Birçok ticari sözleşmede “yetki şartı” küçük bir detay gibi görünür. Oysa uyuşmazlık çıktığında bu madde sürecin merkezine oturur. Yetkili mahkeme belirlenmemişse, taraflar farklı ülkelerde dava açabilir ve farklı kararlar ortaya çıkabilir. Bu da uyuşmazlığın yıllarca çözülememesine neden olur. Bu nedenle, örneğin “İşbu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda münhasıran Madrid Mahkemeleri yetkilidir.” gibi açık bir hüküm, ticari güvenliği sağlar ve süreçleri öngörülebilir kılar. Dikkat edilmesş gereken husus, yetkinin açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde olmasıdır. İçtihat uygulamalarında bu husus “Belirli Olma” kriteri olarak adlandırılmakta ve yapılacak yetki sözleşmelerinde yetkili ülke mahkemesinin hangisinin olacağının açıkça belirtilmesi olarak ifade edilmektedir. Uygulamada görüş farklılıkları göze çarpmaktadır. Örn; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 28.10.2015 tarihli kararında, yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK m.17-18’deki düzenlemeye paralel olarak “Belirli Olması” şartının MÖHUK m.47 yönünden de aranması ve seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili mahkemenin ismen zikredilmiş olması gerektiğini belirterek “davaya bakmaya İngiliz mahkemelerinin yetkili olduğu” şeklindeki yetki şartını “Belirli Olma” kriterini taşımadığı için geçersiz kabul etmiştir (E.2014/15681 – K.2015/11244); Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 08.05.2017 tarihli kararında, “İngiltere-Galler mahkemeleri”ni yetkili kılan yetki şartını bu sefer geçerli kabul etmiştir (E.2016/8066 – K.2017/2720). Yakında tarihte içtihat incelemesine konu olan bir başka olayda sayın Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin 2025/225 E. 2025/2164 K. sayı ve 15.04.2025 tarihli “…Tarafların tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartının tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olması gerekmekte olup öncelikle arabulucuya gidileceğine dair yaptıkları anlaşma nedeniyle sözleşmeye uygulanacak hükümler bakımından kendi içerisinde kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede tahkim şartının düzenlenmediği bu nedenle de tahkim şartının geçersiz olduğu kabul edilmelidir…” şeklinde ki kararında da bu husus teyit edilerek, arabuluculuk düzenlemesinin “Belirli Olma” kriterini ihlal ettiğini belirtmiştir.
Mer’i mevzuattaki yasal düzenlemeler ve içtihat kararlarındaki değişiklikler fiili uygulamalarda göz önünde bulundurulmalı ve yapılacak sözleşmelerde tahkim şartının şüpheye yer verilmeycek şekilde şeffaf ve açık olması, ileride ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesi adına önem arz etmektedir.
Yetki Şartı Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Seçilen ülke hukukunun sözleşme yorumuna yaklaşımı,
- O ülke mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklardaki tutumu,
- Tahkim veya mahkeme yolunun ticari stratejiye uygunluğu,
- Zayıf tarafın korunması ve uygulanabilirlik konuları titizlikle değerlendirilmelidir.
Bu analizler, ancak uluslararası ticaret hukuku alanında deneyimli hukukçular tarafından yapılmalıdır.
Sonuç: Ticari Başarının Temeli Hukuki Sağlamlıktır
Uluslararası sözleşmeler sadece ticari fırsatlar değil, aynı zamanda hukuki riskler de barındırır. Her ülkenin hukuk sistemi farklıdır; bu nedenle sözleşmelerde uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme maddelerinin açık, doğru ve profesyonel şekilde kaleme alınması hayati öneme sahiptir.
Corpus hukuk olarak ; Uluslararası ticari sözleşmelerin hazırlanmasında tarafların hak ve yükümlülüklerinin net şekilde belirlenmesini, uygulanacak hukuk ve yetki maddelerinin açıkça yazılmasının, taraf menfaatleri gereği hassasiyetini koruduğu kanaatindeyiz. Taraflar, hukuki belirsizlikleri ve olası uzun süren yargı süreçlerini önlemek için sözleşmelerini titizlikle gözden geçirmeli ve hukuk danışmanlarından destek almalıdır. Ayrıca, yetki ve hukuk seçimi yaparken sadece kısa vadeli çıkarları değil, olası ihtilaf durumlarında süreçlerin hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesini de göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu yaklaşım, hem güvenli ticaret ortamı yaratır hem de şirketlerin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyümesine katkı sağlar.

